
Alpay Erdem
Alpay Erdem Stand Up
Kılçık Mekan
İstanbul
Alpay Erdem Stand Up
Kılçık Mekan
İstanbul
Alpay Erdem Stand Up
Rose Marine Cihangir
İstanbul
Alpay Erdem Stand Up
Kılçık Mekan
İstanbul
Alpay Erdem Stand Up
PENGUEN Kültür Sanat Bistro & Comedy Club
İzmir
Alpay Erdem Stand Up
Kılçık Mekan
İstanbul
Alpay Erdem’in kariyerini yalnızca stand-up üzerinden anlatmak, hikâyenin önemli bir bölümünü dışarıda bırakıyor. Çünkü bugün sahnede tek başına hikâyeler anlatan komedyenin mizah geçmişi, Türkiye’de mizah dergilerinin en güçlü olduğu yıllara kadar uzanıyor. Karikatür çizerek başlayan yolculuk; L-Manyak, Lombak, Penguen ve Uykusuz gibi dergilerden kitaplara, televizyon programlarından BKM sahnesine ve son olarak düzenli stand-up gösterilerine kadar genişledi. Bu nedenle Erdem’in kariyeri aynı zamanda çizilmiş bir esprinin zaman içinde nasıl yazıya, ekrana ve canlı performansa dönüşebildiğinin de örneklerinden biri.
1977’de İstanbul’da doğan Alpay Erdem, İstanbul Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu. Ancak mesleki yönünü mühendislikten çok mizah belirledi. Çocukluğundan itibaren mizah dergilerine ilgi duyduğunu, arkadaşları için komik hikâyeler yazdığını ve karikatürler çizdiğini anlatan Erdem, profesyonel olarak da yirmili yaşlarının başında karikatür dünyasına girdi.
Leman’dan L-Manyak’a Uzanan İlk Yıllar
Alpay Erdem’in ilk amatör karikatürleri Leman dergisinde yayımlandı. Ardından Soytarı ve HBR Maymun gibi yayınlarda kısa süre çalıştı. Kariyerindeki esas kırılmalardan biri ise 1990’ların sonunda L-Manyak döneminde geldi. Burada yarattığı “İsmail Hasta Ruh” karakteri, Erdem’in çizgi roman tarafında en fazla hatırlanan işlerinden biri hâline geldi.
İsmail Hasta Ruh yalnızca dergi sayfalarında kalan bir karakter olmadı. Çizgi roman 2003’te kitaplaştırıldı. Milli Kütüphane bibliyografyasında eser “İsmail: Hasta Ruh” adıyla ve Alpay Erdem imzasıyla kayıtlı bulunuyor. Böylece dergi okurlarının takip ettiği karakter bağımsız bir yayın olarak da kalıcı hâle geldi.
Bu dönem Erdem’in mizahının temel özelliklerini de ortaya çıkardı. Sıradan insan davranışlarını abartılı karakterler üzerinden anlatmak, gündelik hayatın içinde tuhaf ayrıntılar bulmak ve zaman zaman gerçekle tamamen absürt olan arasındaki çizgiyi belirsizleştirmek sonraki işlerinde de devam etti.
Lombak, Penguen ve Yeni Karakterler
L-Manyak’ın ardından Lombak dönemi geldi. Erdem, İsmail Hasta Ruh’u burada da çizmeyi sürdürürken yalnızca tek bir karaktere bağlı kalmadı. “Top Canavarı”, “Şevki Teyze” ve “Kamil Seven Adam” gibi farklı karakter ve seriler de yıllar içinde onun çizgi dünyasının parçaları hâline geldi. Çalışmaları Lombak’ın yanı sıra Kemik ve Penguen gibi dönemin önemli mizah dergilerinde yayımlandı.
Bu isimlerin bugün hâlâ Alpay Erdem biyografilerinde öne çıkması tesadüf değil. Çünkü Erdem’in komedisinin büyük bölümü bir insan tipini gözlemleyip onun davranışlarını büyütmeye dayanıyor. Stand-up’a geçtiğinde çizgi roman karakterlerinin yerini gerçek hayattan insanlar aldı ancak gözlem biçimi büyük ölçüde değişmedi.
Penguen döneminde ise çizginin yanına yazı daha belirgin biçimde eklendi. Erdem burada “Ben” adlı köşesinde mizah yazıları yazdı. Bu yazılı anlatım deneyimi sonraki sahne kariyerinin de önemli basamaklarından biri oldu.
Çizgiden Yazıya, Yazıdan Stand-up’a
Alpay Erdem’in stand-up’a geçişinde “Ben” yazılarının özel bir yeri var. Kaynaklarda, Penguen’deki bu yazılarda kullandığı mizah anlayışını sahneye taşıyarak stand-up gösterileri hazırlamaya başladığı belirtiliyor. Böylece daha önce çizgi roman karakterleri aracılığıyla kurduğu mizahı bu kez doğrudan kendi sesiyle anlatmaya başladı.
İki alan arasında önemli bir fark vardı. Karikatürde esprinin ritmini karelerin sırası belirlerken, sahnede bunu komedyenin sesi, beklemesi, yüz ifadesi ve seyircinin tepkisi belirliyordu.
Erdem’in avantajı ise anlatacak malzemesinin zaten yıllardır oluşuyor olmasıydı. Gündelik hayat, kendi başına geldiğini söylediği veya tamamen kurduğu hikâyeler ve sıradan insanların tuhaf davranışları, stand-up’ın temel parçalarına dönüştü.
Yıllar içinde BKM Mutfak da sahne kariyerinin önemli adreslerinden biri oldu. 2017’de “Ben Alpay Erdem” adlı gösterisini BKM Mutfak Çarşı’da düzenli olarak sahnelediği görülüyor. 2015 tarihli bir röportajda da Erdem’den hem Uykusuz’da yazıp çizen hem de BKM Mutfak’ta sahneye çıkan bir komedyen olarak söz ediliyordu.
Ben Alpay Erdem ve Kişisel Anlatı
“Ben Alpay Erdem” adının hem kitapta hem sahne gösterisinde kullanılması, kariyerindeki dönüşümü oldukça iyi özetliyor.
2012’de yayımlanan “Ben” kitabı 264 sayfalık bir mizah çalışmasıydı. Aynı yıllarda Erdem artık kendi adını taşıyan stand-up gösterileriyle de seyirci karşısına çıkıyordu.
Burada merkezde artık oluşturduğu kurmaca karakterlerden çok Alpay Erdem’in kendisi bulunuyordu. Başına gelenler, gelmemiş olabilecek olaylar, çevresindeki insanlar ve kendi zihninden geçen düşünceler sahne malzemesine dönüşüyordu.
Bu yaklaşım günümüzdeki gösterilerinde de devam ediyor. Güncel stand-up tanıtımlarında Erdem’in başından geçen veya “başından geçmeyen” olayları kendi anlatımıyla aktardığı özellikle vurgulanıyor. Bu küçük ifade bile onun mizahındaki gerçekle kurmaca arasındaki oyunu açıklıyor.
2 Teker 1 Yer ve Bisiklet Merakı
Alpay Erdem’in kariyerindeki daha farklı projelerden biri ise “2 Teker 1 Yer” oldu. NTV’de 2012 yazında yayımlanan bisiklet-gezi programında Erdem, mizahın yanına uzun yıllardır kişisel olarak ilgilendiği bisikleti de ekledi. Kaynaklarda programın sekiz bölüm sürdüğü belirtiliyor.
Bisiklet Erdem için yalnızca televizyon programı fikri değildi. 2015’te verdiği bir röportajda çocukluğundan beri bisiklete duyduğu ilgiyi ayrıntılı biçimde anlatıyor ve kendisini açıkça bir “bisiklet delisi” olarak tanımlıyordu.
“2 Teker 1 Yer” bu nedenle kariyerinin ana hattından tamamen kopuk görünmüyor. Erdem’in kişisel merakını, gözlemciliğini ve anlatıcılığını farklı bir televizyon formatında bir araya getiren kısa ama hatırlanan bir dönem oluşturdu.
Güldür Güldür Show’da Stand-up
Erdem zaman zaman stand-up performansını televizyon ekranına da taşıdı. 2022’de Güldür Güldür Show’un 297. bölümüne konuk olarak tek kişilik stand-up performansı gerçekleştirdi. Programın resmî YouTube kanalında yayımlanan performans, Erdem’in dergi okurları ve canlı gösteri izleyicileri dışında daha geniş televizyon kitlesine de ulaşmasını sağladı.
Bu görünüm, onun geleneksel skeç oyunculuğundan farklı bir yerde durduğunu da gösteriyordu. Güldür Güldür gibi karakter ve skeç merkezli bir programın içinde kendi adıyla sahneye çıkıyor ve yıllardır geliştirdiği anlatıcı-komedyen kimliğini kullanıyordu.
Alpay Road ve 20 Yıllık Çizgi Dünyası
Stand-up kariyerinin büyümesi Alpay Erdem’in karikatürü tamamen bırakması anlamına gelmedi. Bunun önemli örneklerinden biri 2020’de Kara Karga Yayınları tarafından yayımlanan “Alpay Road” oldu.
Kitap, Erdem’in meslekteki 20 yıllık dönemine odaklanan bir albüm olarak hazırlandı. İsmail Hasta Ruh, Şevki Teyze, Top Canavarı, Çocuğunu Dürbünle İzleyen Adam ve Kamil Seven Adam gibi yıllar boyunca çizdiği karakterler bu çalışmanın temelini oluşturdu.
Bu kitap bir bakıma Erdem’in iki farklı kariyerinin aynı anda sürdüğünü gösteriyordu. Bir tarafta giderek daha yoğun hâle gelen stand-up gösterileri bulunurken diğer tarafta yaklaşık yirmi yıllık çizgi roman arşivi yaşamaya devam ediyordu.
Kare Kitap ve Karikatüre Dönüş
2025’te yayımlanan “Kare Kitap” ise Alpay Erdem’in çizgi tarafındaki en güncel çalışmalarından biri oldu. Epsilon Yayınevi tarafından yayımlanan 112 sayfalık kitap, pandemi sonrası değişen ruh hâli ve gündelik hayat üzerine kurulan daha yeni dönem karikatürlerini bir araya getiriyor.
Erdem’in kitap üzerine verdiği röportajda İsmail Hasta Ruh, Top Canavarı ve Şevki Teyze gibi eski karakterlerin yeniden gündeme gelmesi de dikkat çekiyor. Böylece 1990’ların sonunda oluşan karakter dünyası yaklaşık çeyrek yüzyıl sonra tamamen ortadan kaybolmuş değil; değişen hayat ve mizah anlayışının içinde yeniden kullanılabiliyor.
2026’da Alpay Erdem
2026’ya gelindiğinde Alpay Erdem’in kariyerinde canlı sahne hâlâ önemli bir yer tutuyor. Eylül ve ekim aylarındaki programında İstanbul, Ankara ve İzmir gibi şehirlerde düzenli stand-up gösterileri bulunuyor. 15 Eylül 2026’da Ankara’da sahne alırken, ekim ayında İstanbul’daki Kılçık Mekan’da birden fazla gösteri planlanmış durumda.
Bu noktada Erdem’in kariyerinin yaklaşık 30 yıla yaklaşan dönüşümü oldukça belirgin görünüyor.
Bir zamanlar dergi sayfasındaki birkaç kare içinde hikâye anlatan genç bir karikatürist vardı. Ardından çizgi roman karakterleri, mizah yazıları, kitaplar, televizyon programı ve BKM sahnesi geldi. Bugün ise komedinin en doğrudan biçimlerinden biri olan stand-up’ta yalnızca mikrofon ve kendi hikâyeleriyle seyircinin karşısına çıkıyor.
Ancak kullanılan araç değişse de Alpay Erdem’in mizahının temelinde büyük bir kopuş yok. İsmail Hasta Ruh’u çizerken de “Ben” yazılarını hazırlarken de stand-up sahnesinde konuşurken de merkezde aynı şey bulunuyor: sıradan hayatın içinde fark edilmeyen tuhaflığı yakalamak.
Bu nedenle Alpay Erdem’i yalnızca karikatürist ya da yalnızca stand-upçı olarak tanımlamak yeterli değil. Dergi mizahının güçlü olduğu bir dönemde yetişip o dili yazıya, kitaba, televizyona ve canlı sahneye taşıyan uzun soluklu bir komedi kariyerinden söz etmek gerekiyor.
