
Ayta Sözeri
Ayta Sözeri Konseri
Jolly Joker Kartal İstMarina
İstanbul
Ayta Sözeri Konseri
Jolly Joker Vadistanbul
İstanbul
Ayta Sözeri Konseri
Antalya Açıkhava
Antalya
Ayta Sözeri Konseri
Alanya Açıkhava Tiyatrosu
Antalya
Ayta Sözeri
Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu
İstanbul
Ayta Sözeri Konseri
Jolly Joker Ankara
Ankara
Ayta Sözeri Konseri
Jolly Joker Atakent Tema
İstanbul
Ayta Sözeri
Bostancı Gösteri Merkezi
İstanbul
Ayta Sözeri
Ayta Sözeri’nin sahnesinde bir şarkının ortasında kahkaha atmak da mümkün, birkaç dakika sonra tamamen sessizleşmek de. Çünkü onun konserleri yalnızca art arda şarkı söylenen performanslar gibi ilerlemiyor. Seyirciyle konuşuyor, hikâye anlatıyor, espri yapıyor ve sonra yıllardır bilinen bir şarkıyı kendi hayatından bir şey anlatıyormuş gibi söyleyebiliyor. Oyunculukla müzik arasındaki bağ da tam olarak burada ortaya çıkıyor. Sözeri şarkıyı yalnızca melodisiyle değil, içindeki karakterle birlikte yorumlayan sanatçılardan biri.
1976’da Almanya’da doğan Sözeri, çocuk yaşta ailesiyle Türkiye’ye dönerek İzmir’e yerleşti. Ege Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun oldu ancak sanatla ilişkisi üniversite döneminde çoktan başlamıştı. Dokuz Eylül Üniversitesi Türk Sanat Müziği Korosu’nda müzik eğitimi aldı ve Avni Anıl yönetiminde şarkı söyleme fırsatı buldu. Türk sanat müziğinin söz, makam ve yorum geleneğiyle kurduğu bu erken ilişki, yıllar sonra sahne repertuvarının da temel taşlarından biri olacaktı.
Önce Şarkı Vardı, Oyunculuk Sonradan Geldi
Ayta Sözeri’nin profesyonel hayatında müzik, oyunculuktan önce vardı. İstanbul’a taşındıktan sonra restoran ve gece sahnelerinde şarkı söylemeye başladı. Kendi anlatımına göre oyunculuk kapısı da doğrudan bu sahnelerden birinde açıldı. Şarkı söylediği sırada oyuncu Melek Baykal’ın kendisini izlemesi ve ardından “Hayat Bağları” için bir rol önermesi, televizyon kariyerinin başlangıcına dönüştü. Böylece daha önce tiyatro çalışmalarında bulunmuş olsa da profesyonel ekran macerası 2000’lerin başında başladı.
“Hayat Bağları” ve “Dadı”nın ardından “Arka Sokaklar”, “Kuzey Rüzgârı”, “Dudaktan Kalbe”, “Parmaklıklar Ardında”, “Akasya Durağı” ve “Papatyam” gibi pek çok televizyon yapımında rol aldı. Bir yandan Levent Kırca Tiyatrosu’nda sahneye çıkıyor, diğer taraftan müzik çalışmalarını sürdürüyordu. Bu ilk dönem henüz onu ülke çapında büyük bir yıldız hâline getirmedi ancak yıllar sonra bir rol geldiğinde ihtiyaç duyacağı televizyon ve tiyatro tecrübesini oluşturdu.
Güneşi Gördüm, Teslimiyet ve Sinemadaki İlk Güçlü Roller
2009, Ayta Sözeri’nin sinema kariyeri açısından önemli bir yıl oldu. Mahsun Kırmızıgül’ün “Güneşi Gördüm” filminde Tuana karakterini canlandırdı; aynı dönemde Emre Yalgın’ın yönettiği “Teslimiyet”te Aygül rolünde yer aldı. “Teslimiyet”teki performansı Ankara Uluslararası Film Festivali’nde seçici kurul oyunculuk özel ödülüyle karşılık buldu. Böylece televizyon dizilerindeki küçük ve yan rollerin ardından sinemada çok daha görünür bir oyunculuk alanı açılmaya başladı.
Bu yıllarda Sözeri’nin oyunculuğunda dikkat çeken şey, müzik sahnesindeki güçlü ve dışa dönük karakterinden oldukça farklı rollere girebilmesiydi. Konserde seyircinin karşısında oldukça doğrudan, esprili ve yüksek enerjili bir figürken kamera önünde karakterin gerektirdiği ölçüde geri çekilebiliyordu. Reha Erdem’in 2016 yapımı “Koca Dünya”sında da yer alması, ana akım televizyon ile bağımsız sinema arasında rahatça geçebildiğini gösteren örneklerden biri oldu. Film daha sonra SİYAD’da En İyi Film dahil önemli ödüller kazandı.
Kayıp Şehir ile Gelen Büyük Görünürlük
Ayta Sözeri’nin televizyon kariyerindeki gerçek kırılma ise 2012’de yayımlanan “Kayıp Şehir” oldu. Dizide Duygu karakterini canlandırdı. Daha önce pek çok yapımda yer almasına rağmen bu rol, oyuncu olarak çok daha geniş bir kitlenin onu fark etmesini sağladı. Tiyatro kaynakları da “Kayıp Şehir”i Sözeri’nin televizyondaki önemli çıkışı olarak gösteriyor.
Ardından “Yalan Dünya”, “Ulan İstanbul” ve “Paramparça” geldi. “Ulan İstanbul”daki Umay ve “Paramparça”daki Nezaket gibi karakterlerle hem komedi hem dram tarafında görünmeye devam etti. Aynı dönemde müzik de geri planda değildi. 2013’te Sezen Aksu’nun Harbiye konserlerinde sahne alması, Sözeri’nin şarkıcılığını daha geniş kitlelere taşıyan önemli anlardan biri oldu.
Aslında oyunculukla müziğin birbirini beslediği dönem de tam burada belirginleşti. Televizyon sayesinde tanınırlığı büyüdükçe konserlerinde daha geniş bir dinleyici kitlesine ulaşıyor, sahne tecrübesi arttıkça kamera karşısındaki performansında da sesini ve bedenini daha rahat kullanıyordu.
Aile Arasında ve Behiye’nin Unutulmayan Hâli
2017’de vizyona giren Gülse Birsel imzalı “Aile Arasında”, Ayta Sözeri’nin kariyerinde başka bir büyük kırılma yarattı. Ozan Açıktan’ın yönettiği filmde Behiye karakterini canlandırdı. Engin Günaydın, Demet Evgar, Erdal Özyağcılar ve Gülse Birsel’in bulunduğu kalabalık oyuncu kadrosu içinde Behiye, filmin en çok hatırlanan yan karakterlerinden biri hâline geldi. Film 5 milyonun üzerinde seyirciye ulaştı.
Sözeri’nin performansı ödül sezonunda da karşılık buldu. “Aile Arasında” ile 50. SİYAD Ödülleri’nde En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu seçildi; aynı performans ona Sadri Alışık Oyuncu Ödülleri’nde de yardımcı rolde oyunculuk ödülü getirdi. Bu başarı, yıllardır televizyon ve sinemada farklı ölçeklerde işler yapan Sözeri’nin oyuncu kimliğinin geniş kitlelerce kabul edildiği dönem oldu.
Filmin müzik kariyerine de doğrudan etkisi vardı. “Aile Arasında”da seslendirdiği Sezen Aksu eseri “Büklüm Büklüm”, 2018’de single olarak yayımlandı ve zamanla Sözeri’nin sahnesiyle en fazla özdeşleşen şarkıya dönüştü. Aynı yıl “Yanayım Yanayım” geldi. Bir yıl sonra Aşkın Nur Yengi’ye saygı projesi kapsamında “Gülü Susuz Seni Aşksız Bırakmam”ı yorumladı; 2020’de ise “Anılarıma Yazık” yayımlandı. Bugün Spotify’da en çok dinlenen Ayta Sözeri kayıtlarının başında hâlâ bu dört şarkı bulunuyor.
Albümden Çok Yorumculuk Üzerine Kurulan Bir Müzik Kariyeri
Ayta Sözeri’nin müzik kariyerini birçok pop sanatçısından ayıran önemli noktalardan biri büyük bir albüm diskografisinin bulunmaması. Onu müzik dünyasında görünür yapan şey düzenli olarak albüm yayımlamaktan çok canlı performanslar ve yorumculuk oldu. Sezen Aksu’dan Aşkın Nur Yengi’ye uzanan eserleri seslendiriyor; Türk sanat müziği, 90’lar Türkçe popu ve klasikleşmiş şarkıları aynı gecede bir araya getirebiliyor.
Bu nedenle “Büklüm Büklüm”ün başarısı da bir tesadüf gibi durmuyor. Sözeri zaten yıllardır başka sanatçıların eserlerini sahnede kendi karakterinden geçirerek söylüyordu. Sezen Aksu’nun şarkısında yaptığı da tam olarak buydu. 2024’te “Çok Akustik”te yeniden seslendirdiği “Büklüm Büklüm” performansının milyonlarca kez izlenmesi, şarkının ilk yayımlanmasından yıllar sonra bile onun repertuvarındaki ağırlığını koruduğunu gösteriyor.
Sözeri’nin konserlerinin başka bir özelliği de müzikle sohbetin birbirine karışması. Şarkılar arasında seyirciyle konuşması, kendi hayatından hikâyeler anlatması ve mizah kullanması sahneyi klasik bir konserden zaman zaman kabareye yaklaştırıyor. Oyunculuk geçmişinin müziğine yaptığı en büyük katkı belki de burada: Bir şarkının öncesinde ve sonrasında atmosferi nasıl kuracağını biliyor.
Ekranda Yeni Dönem: Yeşilçam, Kırmızı Oda ve Yılbaşı Gecesi
“Aile Arasında”dan sonra Sözeri oyunculuğu bırakmadı. “Eltilerin Savaşı”nda Ebe karakteriyle kısa fakat hatırlanan bir performans sergiledi. 2021’de “Yeşilçam” ve “İlk ve Son” gibi dijital platform yapımlarında yer aldı; “Kırmızı Oda”da Zekiye Keklik karakterini canlandırdı. 2022’de Gülse Birsel’in Disney+ için hazırladığı “Yılbaşı Gecesi” filminde Eftalya rolünde yeniden komedi dünyasına döndü. Ardından “İstanbul Üçlemesi: Meze” gibi farklı projelerde görüldü.
Bu dönem, Sözeri’nin artık belirli bir karakter tipine ihtiyaç duymadan projelere girebildiğini gösteriyor. Komediyle geniş kitlelere ulaşmış olsa da dramdan dönem dizisine kadar farklı tonlarda işler seçmeye devam ediyor. Müzik kariyerinde olduğu gibi oyunculukta da tek bir alanın içine yerleşmek yerine farklı dünyalar arasında hareket ediyor.
Mor Işıklar ve 2026’daki Ayta Sözeri
Ayta Sözeri’nin son dönemdeki en dikkat çekici oyunculuk projelerinden biri “Mor Işıklar”. Netflix için hazırlanan sekiz bölümlük dizide Murat Cemcir’le birlikte başrolleri paylaşan Sözeri, Ayten karakterini canlandırıyor. Hikâyesi bir pavyon çevresinde geçen yapımın çekimleri 2025’te gerçekleştirildi. Sözeri aynı yıl verdiği röportajda dizide sekiz şarkı söylediğini, bunlardan birinin İngilizce olduğunu da açıkladı.
Bu proje onun kariyerine fazlasıyla uygun görünüyor. Çünkü oyunculuk ile şarkıcılığın yıllardır ayrı ayrı ilerlediği iki yol, aynı karakterin içinde yeniden birleşiyor. Kamera karşısında oynarken aynı zamanda hikâyenin müziğini de taşıyor.
2026’da ise konser temposu oldukça yoğun devam ediyor. İstanbul, Ankara ve farklı şehirlerde peş peşe sahne tarihleri bulunan Sözeri’nin yılın sonbahar ve kış ayları için de konserleri listelenmiş durumda. Spotify’da yaklaşık 236 bin aylık dinleyiciye sahip ve konser tanıtımlarında “Büklüm Büklüm”, “Yanayım Yanayım” ile “Gülü Susuz Seni Aşksız Bırakmam” hâlâ repertuvarın temel eserleri arasında gösteriliyor.
Ayta Sözeri’nin kariyerine bugün bakıldığında tek bir büyük çıkıştan söz etmek mümkün değil. “Kayıp Şehir” onu başka bir kitleye tanıttı, “Aile Arasında” oyunculuğunu çok daha geniş bir seyirciye taşıdı, “Büklüm Büklüm” ise yıllardır yaptığı sahne müziğini dijital platformlarda kalıcı bir kayda dönüştürdü.
Ama bütün bu işlerden önce şarkı söyleyen bir Ayta Sözeri vardı. İzmir’de Türk müziği çalışan, restoranlarda sahne alan ve müziği hayatının merkezinde tutan genç bir sanatçı.
Yıllar sonra oyunculuk kariyeri ne kadar büyürse büyüsün sahneden kopmamasının nedeni de biraz burada. Ayta Sözeri için kamera başka bir karakteri anlatmanın yolu olabilir; mikrofonu eline aldığında ise hikâye yeniden kendisine dönüyor.
