Dolunay Soysert

Dolunay Soysert

4Etkinlik·29Takipçi
Hakkında

Dolunay Soysert’in oyunculuk kariyerini yalnızca televizyon dizileri üzerinden anlatmak eksik kalıyor. Çünkü onun hikâyesinin temelinde İstanbul Şehir Tiyatroları, ABD’de aldığı tiyatro ve kamera önü eğitimleri, yıllarca devam eden sahne çalışmaları ve sinemada canlandırdığı gerçek tarihî karakterler bulunuyor. Televizyonda “Benim Annem Bir Melek”ten “Elimi Bırakma”ya, “Tozluyaka”dan “Yabani”ye kadar oldukça farklı kuşakların izlediği yapımlarda yer aldı; sinemada Piraye’den Zübeyde Hanım’a uzanan karakterleri oynadı. Otuz yılı aşan kariyerin sonunda ise hâlâ hem dijital platform yapımlarında hem de tiyatro sahnesinde aktif olması, Soysert’i belirli bir döneme ait oyunculardan biri olmaktan çıkarıyor.

25 Mart 1973’te Adana’da doğan Dolunay Soysert’in eğitim hayatı başlangıçta doğrudan oyunculuk üzerine kurulmadı. İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü’nde eğitim görürken bir yandan Müjdat Gezen Sanat Merkezi Tiyatro Bölümü’ne devam etti. Oyunculuk ağır basınca mesleki yönü de giderek bu alana kaydı. Daha sonra İstanbul Şehir Tiyatroları’nda yaklaşık dört yıl çalıştı. Ardından ABD’ye giderek Nebraska Üniversitesi’nde tiyatro, New York’taki Sally Johnson Studio’da ise sinema ve televizyon oyunculuğu eğitimi aldı.

Şehir Tiyatrolarından Amerika’ya

Dolunay Soysert’in kariyerindeki önemli farklardan biri, televizyon şöhretinden önce ciddi bir sahne deneyimi edinmiş olması. İstanbul Şehir Tiyatroları’nda çalışması ona profesyonel tiyatronun disiplinini kazandırırken Amerika yılları oyunculuğa başka bir açıdan yaklaşmasını sağladı.

Nebraska Üniversitesi’ndeki tiyatro eğitimi ve New York’ta aldığı kamera önü oyunculuğu dersleri, sahne oyunculuğuyla ekran oyunculuğu arasındaki farkı doğrudan deneyimlemesine imkân verdi. Türkiye’ye döndüğünde de bu iki alanı birbirinden ayırmadan ilerledi. Bir tarafta televizyon dizileri ve sinema filmleri, diğer tarafta tiyatro oyunları kariyer boyunca yan yana devam etti.

1990’ların ortasında “Kaygısızlar” ve “Çılgın Bediş” gibi televizyon yapımlarında görünmeye başlayan Soysert’in filmografisi kısa süre içinde sinemaya da açıldı. 1998 tarihli “Cumhuriyet”, bu erken dönemin önemli işlerinden biriydi. Ardından Tomris Giritlioğlu’nun yönettiği “Salkım Hanımın Taneleri” geldi. Böylece henüz televizyonun düzenli başrol oyuncularından biri hâline gelmeden Türkiye yakın tarihini anlatan önemli sinema projelerinde yer almaya başladı.

2000’lerde Televizyonun Tanıdık Yüzlerinden Biri

Dolunay Soysert’in televizyon kariyerinin belirgin biçimde hızlandığı dönem 2000’lerin başı oldu. “Sultan Makamı”, “Bir İstanbul Masalı”, “Omuz Omuza”, “Kırık Kalpler Durağı”, “Yine de Aşığım”, “Hacı” ve “Bebeğim” gibi yapımlarda art arda rol aldı.

Bu dönemde tek bir türün oyuncusu olmadı. Romantik hikâyelerden aile dramlarına, komediden toplumsal meseleleri merkeze alan dizilere kadar farklı yapımların içinde yer aldı. 2004’te “Avrupa Yakası”na konuk olması bile onun dramatik rollerin yanında komedi dünyasına da rahatlıkla girebildiğini gösteren küçük ama dikkat çekici örneklerden biriydi.

Soysert’in oyunculuk tarzında bu yıllarda giderek belirginleşen bir taraf vardı. Canlandırdığı kadın karakterler çoğu zaman yalnızca hikâyenin romantik tarafında duran kişiler değildi. Aile içindeki güç dengeleriyle, kendi kararlarıyla ve zaman zaman oldukça sert çatışmalarla karşı karşıya kalan kadınları oynaması, ilerleyen yıllarda üstleneceği rollerde de sık sık karşımıza çıktı.

Benim Annem Bir Melek ve Ece Turuncu

2008’de başlayan “Benim Annem Bir Melek”, Dolunay Soysert’in geniş televizyon seyircisiyle kurduğu en uzun soluklu bağlardan biri oldu. Dizide Ece Turuncu karakterini canlandırdı. Oya Başar, Tarık Ünlüoğlu ve Ali Sunal gibi isimlerin bulunduğu yapım aile komedisiyle kuşak çatışmasını bir araya getiriyordu.

Ece karakteri Soysert’in daha sert dramatik rollerinden farklı bir alan açtı. Aile içi mizahın içinde yer alan karakter, onun komedi ritmini daha görünür hâle getirirken dizinin uzun süre devam etmesi de oyuncuyu televizyon seyircisinin günlük hayatına daha fazla yerleştirdi.

Bu yıllar sinema açısından da oldukça yoğundu. 2007’de Biket İlhan’ın yönettiği “Mavi Gözlü Dev”de Nâzım Hikmet’in hayatındaki önemli isimlerden Piraye’yi canlandırdı. Ardından “Orada”, “Kavşak” ve “Veda” gibi filmler geldi.

Piraye’den Zübeyde Hanım’a

Dolunay Soysert’in filmografisinde gerçek tarihî kişilikleri canlandırdığı rollerin özel bir yeri var. “Mavi Gözlü Dev”de Piraye’nin ardından 2010’da Zülfü Livaneli’nin yönettiği “Veda” filminde Zübeyde Hanım’ı oynadı.

2013’te “Yarım Kalan Mucize”de bu kez mimar, arkeolog ve eğitimci Mualla Eyüboğlu karakterine hayat verdi. Bu üç rol yan yana getirildiğinde Soysert’in sinemadaki ilginç çizgilerinden biri ortaya çıkıyor. Televizyonda çağdaş aile ve ilişki hikâyeleriyle görünür olurken sinemada Türkiye tarihinin gerçek figürlerini canlandırdığı yapımlara düzenli biçimde yöneldi.

Tarihle kurduğu bu ilişki daha sonra televizyona da taşınacaktı. “Muhteşem Yüzyıl”da Gracia Mendes Nasi, “Seddülbahir 32 Saat”te Hatice ve 2020’de “Ya İstiklal Ya Ölüm”de Halide Edip Adıvar karakterleri geldi.

Kayıp ve Muhteşem Yüzyıl Dönemi

2013’te “Kayıp” dizisinde Leyla Şarman Özdemir karakterini canlandıran Soysert, aile dramı ile polisiye unsurları bir araya getiren daha karanlık bir hikâyenin içine girdi. Aynı dönemde “Muhteşem Yüzyıl”ın son sezonunda Gracia Mendes Nasi rolüyle yer aldı.

Gracia Mendes, 16. yüzyılın etkili Yahudi kadınlarından biri olarak tarihî kayıtlarda yer alan gerçek bir kişilikti. Soysert’in birkaç yıl arayla Piraye, Zübeyde Hanım, Mualla Eyüboğlu ve Gracia Mendes gibi farklı dönemlere ait gerçek kadınları canlandırması, oyunculuk kariyerindeki tarihî karakter çizgisini oldukça belirgin hâle getirdi.

2014’te ise “Urfalıyam Ezelden” dizisinde Selva Bozoğlu karakteriyle başrole döndü. Ardından “Son Çıkış”, “Çifte Saadet”, “Kehribar” ve “Bana Sevmeyi Anlat” gibi projeler geldi.

Kor ve Sinemada Daha Sessiz Bir Oyunculuk

2016 tarihli “Kor”, Dolunay Soysert’in sinema filmografisindeki dikkat çekici çalışmalardan biri oldu. Zeki Demirkubuz’un yönettiği filmde Zuhal karakterini canlandırdı.

Demirkubuz sinemasının gündelik ilişkilerin içindeki gerilimi ve karakterlerin söylemediklerini öne çıkaran yapısı, Soysert’in oyunculuğundaki kontrollü tarafla da örtüşüyordu. Televizyon dizilerinde hikâyenin temposu çoğu zaman duyguların daha görünür biçimde ifade edilmesini gerektirirken “Kor” gibi filmler oyuncuya sessizlik ve küçük tepkiler üzerinden karakter kurabileceği başka bir alan açıyordu.

Bu dönem Soysert’in kariyerinde hem ana akım televizyon hem de daha bağımsız sinema projelerini yan yana sürdürmeye devam ettiğini gösterdi.

Elimi Bırakma ile Yeni Bir Televizyon Kuşağı

2018’de TRT 1’de başlayan “Elimi Bırakma”, Dolunay Soysert’in televizyon kariyerinde yeni bir geniş izleyici dönemi yarattı. Dizide Sumru Güneş karakterini canlandırdı.

Sumru, Soysert’in daha önce de sık sık oynadığı güçlü fakat kusurları ve sert kararları bulunan kadın karakterlerin başka bir örneğiydi. Oyuncunun kariyerinde anne karakterleri giderek daha fazla görünmeye başlamış olsa da bu roller yalnızca hikâyenin arka planında duran geleneksel anne figürleri değildi. Çocuklarıyla, aile geçmişiyle ve kendi seçimleriyle ciddi çatışmalar yaşayan kadınlar ön plana çıkıyordu.

2020’de “Ya İstiklal Ya Ölüm”de Halide Edip Adıvar’ı canlandırmasıyla tarihî karakterlere bir kez daha döndü. 2021’de “Terapist” ve “İkimizin Sırrı”, 2022’de ise “Seni Kalbime Sakladım” ve “Tozluyaka” geldi.

Tozluyaka’dan Yabani’ye

2022’de yayımlanan “Tozluyaka”da Derya Öztürk karakterini canlandırması, Soysert’i genç oyuncuların merkezde olduğu yeni kuşak bir televizyon dizisinin içine yerleştirdi. Bir yıl sonra başlayan “Yabani” ise son dönem televizyon kariyerinin en uzun soluklu işlerinden biri oldu.

“Yabani”de Neslihan Soysalan karakterini oynayan Soysert, dizinin 2023’te başlayan ve 2025’e kadar uzanan yayın döneminde ana kadroda yer aldı.

Bu iki dizi kariyerindeki kuşak değişimini de gösteriyor. Soysert 1990’larda “Kaygısızlar” ve “Çılgın Bediş” gibi dönemin genç izleyicisinin takip ettiği yapımlarda görünürken yaklaşık otuz yıl sonra yine genç karakterlerin merkezde olduğu “Tozluyaka” ve “Yabani”nin deneyimli oyuncularından biri hâline geldi.

Enfes Bir Akşam ve Dijital Platform Dönemi

2025’te Dolunay Soysert’in kariyerine iki önemli dijital platform işi eklendi. Prime Video için hazırlanan “Dehşet Bey”in kadrosunda Barış Arduç, Tuba Büyüküstün, Musa Uzunlar ve Saygın Soysal gibi isimlerle birlikte yer aldı.

Aynı yıl Netflix’in “Enfes Bir Akşam” dizisinde Songül Bulut karakterini canlandırdı. Meriç Acemi’nin yazdığı ve Uluç Bayraktar’ın yönettiği yapım, sıfırdan yükselen Osman ile köklü bir aileden gelen Nihal arasındaki güç ve aşk hikâyesini merkeze aldı. Soysert burada Osman’ın ailesinden Songül karakteriyle ana oyuncu kadrosunda yer aldı. Dizi 10 Ekim 2025’te yayımlandı ve kısa süre sonra ikinci sezon onayı aldığı haberleri geldi.

Bu dönem onun kariyerinin televizyon kanallarından dijital platformlara doğal biçimde taşındığını gösteriyor. İlk dizilerini 1990’larda klasik televizyon düzeni içinde çeken Soysert, otuz yıl sonra küresel platformlar için hazırlanan yapımlarda çalışmayı sürdürüyor.

Evlilikte Ufak Tefek Cinayetler ve 2026

Ancak Dolunay Soysert’in 2026’daki kariyerine bakıldığında tiyatronun yeniden güçlü biçimde öne çıktığı görülüyor. Eric-Emmanuel Schmitt’in “Evlilikte Ufak Tefek Cinayetler” oyununda Bülent İnal’la birlikte sahneye çıkıyor. Ersin Umut Güler’in yönettiği iki kişilik oyun, uzun yıllardır evli bir çiftin ilişkisini sırlar, hafıza ve geçmiş üzerinden sorguluyor.

İki oyuncunun sahnede yalnız olması, televizyon dizilerindeki kalabalık oyuncu kadrolarından çok farklı bir performans biçimi gerektiriyor. Oyunun bütün ritmi, gerilimi ve değişen güç dengesi Soysert ile İnal arasındaki oyunculuk üzerine kuruluyor.

“Evlilikte Ufak Tefek Cinayetler”in 2026 boyunca farklı salonlarda sahnelenmesi, Soysert’in kariyerinin başladığı tiyatro alanıyla bağını hâlâ koruduğunun da en net göstergelerinden biri.

Otuz Yılı Aşan Bir Oyunculuk Hikâyesi

Bugün Dolunay Soysert’in filmografisine bakıldığında kariyerindeki sürekliliği tek bir karakter üzerinden açıklamak mümkün değil. “Benim Annem Bir Melek”in Ece’sini hatırlayan seyirciyle “Elimi Bırakma”nın Sumru’sunu, “Tozluyaka”nın Derya’sını veya “Yabani”nin Neslihan’ını tanıyan kuşak aynı değil.

Üstelik televizyon rollerinin yanında Piraye, Zübeyde Hanım, Mualla Eyüboğlu ve Halide Edip gibi gerçek kişilikleri canlandırdığı sinema ve televizyon işleri de bulunuyor. Tiyatro tarafında ise İstanbul Şehir Tiyatroları’nda başlayan yolculuk onlarca yıl sonra hâlâ devam ediyor.

Belki de Dolunay Soysert’in oyunculuk kariyerini uzun süre ayakta tutan taraf tam olarak bu çeşitlilik. Bir dönem aile komedisinin merkezinde yer alabiliyor, başka bir projede tarihî bir karakteri oynuyor, ardından bağımsız bir sinema filminde daha içe dönük bir oyunculuğa geçebiliyor.

Arkeoloji ve sanat tarihi öğrenciliğinden Müjdat Gezen Sanat Merkezi’ne, İstanbul Şehir Tiyatroları’ndan Nebraska ve New York’a, oradan Türkiye’nin en uzun soluklu televizyon ve tiyatro kariyerlerinden birine uzanan hikâyede değişmeyen şey ise sahne eğitiminin sağladığı temel.

Dolunay Soysert otuz yılı aşkın süredir farklı kuşakların karşısına başka karakterlerle çıkıyor. Fakat televizyon, sinema ya da tiyatro fark etmeksizin oyunculuğunun merkezinde çoğu zaman aynı şey bulunuyor: karakteri yalnızca söyledikleriyle değil, söylemekten kaçındıklarıyla da kurmak.