İsmail Nuri

İsmail Nuri

12Etkinlik·38Takipçi
Hakkında

İsmail Nuri’nin kariyerini yalnızca stand-up üzerinden anlatmak eksik kalıyor. Çünkü bugün onu “Hayatın Yüzde Doksan Beşi” adlı gösterisiyle tanıyan geniş bir izleyici kitlesi olsa da sahne geçmişinin merkezinde uzun yıllar boyunca doğaçlama tiyatro bulunuyor. YOTA’nın kuruluşundan “Doğaçlama Adam”a, televizyon ve radyo programlarından doğaçlama atölyelerine kadar farklı alanlarda çalışan Nuri, stand-up’a geldiğinde aslında arkasında yaklaşık yirmi yıllık bir sahne deneyimi taşıyordu. 2026’ya gelindiğinde ise eski gösterisini dijital ortamda yayımlamış, yeni stand-up gösterisiyle İstanbul’dan Ankara ve İzmir’e kadar farklı şehirlerde düzenli olarak sahne alan bir komedyen konumunda.

1972’de Manisa’nın Salihli ilçesinde doğan İsmail Nuri, tiyatroya Nazım Kültürevi Oyuncuları’yla başladı. Daha sonra Sevim Arat ile birlikte YOTA’yı kurdu ve tiyatro, doğaçlama, eğitim ve sahne projelerini uzun yıllar bu yapı üzerinden sürdürdü. Kariyerinin ilk döneminde Çehov’un kısa oyunlarından oluşturulan “Bir Garip Çehov” seçkisini yönetti; aynı projede Bay Smirnov ve Çehov karakterlerini canlandırdı. Bunun yanında “Beyaz Karga” adlı tek kişilik oyunuyla da farklı sahnelerde izleyici karşısına çıktı.

Doğaçlama Tiyatroyla Başlayan Uzun Yol

İsmail Nuri’nin kariyerindeki asıl kırılma 2005’te doğaçlama tiyatroyla tanışması oldu. Sonraki yıllarda doğaçlama, yalnızca zaman zaman yaptığı bir sahne türü değil, mesleğinin temel alanlarından birine dönüştü. Kendi biyografisinde 2011’e gelindiğinde yaklaşık 1.500 doğaçlama gösterisine çıktığını belirtirken, daha güncel eğitim tanıtımlarında bu sayının 2.000’e yaklaştığı aktarılıyor.

Doğaçlama tiyatronun stand-up’tan en önemli farkı, sahnede ne olacağının büyük bölümünün önceden belirlenmemesi. Seyirciden alınan bir kelime, karakter veya durum bütün oyunun yönünü değiştirebiliyor. Bu nedenle komedyenin yalnızca şaka yazabilmesi değil, karşısındaki oyuncuyu dinlemesi ve saniyeler içinde yeni bir fikir oluşturması gerekiyor. İsmail Nuri’nin yıllar sonra stand-up’ta kullandığı rahat sahne dili ve seyirciyle hızlı iletişim kurabilme becerisi de büyük ölçüde bu uzun doğaçlama geçmişinden besleniyor.

YOTA ve Kendi Sahne Alanını Kurmak

YOTA, İsmail Nuri’nin kariyerinde yalnızca içinde yer aldığı bir tiyatro topluluğu değil. Sevim Arat ile birlikte kurduğu bu yapı üzerinden hem gösteriler hazırladı hem de doğaçlama eğitimi verdi. Böylece yalnızca sahneye çıkan oyuncu değil, yeni oyuncularla çalışan ve farklı doğaçlama formatları geliştiren bir eğitmen kimliği de oluştu.

Bu eğitim tarafı ilerleyen yıllarda giderek genişledi. Spolin, Meisner, The Work, bedensel farkındalık ve nefes teknikleri üzerine çalışmalar yapan Nuri, bireysel ve grup eğitimleri düzenledi. Barcelona, Kopenhag ve Atina gibi şehirlerdeki uluslararası etkinliklerde atölyelere katıldığı ve sahne aldığı da güncel biyografilerinde belirtiliyor. Aynı dönemde şirketler ve kurumlar için iletişim, yaratıcılık ve doğaçlama temelli eğitimler gerçekleştirmesi, sahnedeki deneyimini kurumsal alana taşıdığı ikinci bir kariyer hattı oluşturdu.

Televizyon ve Radyo Deneyimi

İsmail Nuri’nin kariyeri yalnızca tiyatro salonlarında ilerlemedi. 2008’de Kanaltürk ekranlarında yayımlanan “DEPO” programını hazırlayıp sundu. 2013’te ise Osman Tan Erkır ile birlikte “Aspava Doğaçlama Hayat Öyküleri” projesinde yer aldı. Güncel biyografilerinde farklı dönemlerde radyo programları da hazırlayıp sunduğu belirtiliyor.

Bu dönem, onun doğaçlama dışındaki anlatıcılık tarafını da geliştirdi. Canlı tiyatroda seyirci birkaç metre karşıdayken televizyon ve radyoda aynı iletişimi kamera veya mikrofon üzerinden kurmak gerekiyor. Nuri’nin sonraki tek kişilik gösterilerinde görülen sohbet havası, yalnızca tiyatrodan değil, yıllar boyunca kullandığı farklı anlatım mecralarından da beslenen bir özellik hâline geldi.

Doğaçlama Adam

İsmail Nuri’nin doğaçlama kariyerindeki en özgün projelerden biri “Doğaçlama Adam” oldu. İki perdelik gösteride sahnedeki bütün karakterleri Nuri canlandırıyor ve oyun tamamen seyirciden alınan çıkış noktaları üzerinden gelişiyor. Her bölümde farklı bir uzun form doğaçlama yapısı kullanıldığı için performansın içeriği her gece yeniden oluşuyor.

“Doğaçlama Adam” klasik tiyatrodaki sabit metin ve karakter yapısını ortadan kaldırıyor. Nuri bir sahnede bir karakteri canlandırırken birkaç saniye sonra başka bir karaktere geçebiliyor; hikâyenin nasıl biteceğini seyirci kadar kendisi de bilmiyor. Bu format onun yıllar boyunca geliştirdiği doğaçlama refleksini tek kişilik gösterinin merkezine yerleştirdi ve sonraki stand-up döneminin de önemli hazırlıklarından biri oldu.

Doğaçlama Eğitmenliği

İsmail Nuri sahnede doğaçlama yapmanın yanında bu yöntemin eğitim tarafıyla da uzun süredir ilgileniyor. Kendi atölyelerinde Viola Spolin’in oyun temelli yaklaşımından hareket ediyor ve katılımcılara yalnızca oyunculuk değil, kendini daha iyi ifade etme, yaratıcı düşünme ve iletişim kurma becerileri üzerine de çalışmalar yaptırıyor. Atölye tanıtımlarında kendisini klasik anlamda öğretici bir eğitmenden çok “deneyimletici” olarak konumlandırması bu yaklaşımı özetliyor.

Bu taraf onun sahne kimliği açısından da önemli. Yıllarca karşısındaki insanların nasıl tepki verdiğini, hangi durumda çekindiğini veya hangi noktada oyuna katıldığını gözlemlemek, stand-up’ta seyirci okumayı kolaylaştıran ciddi bir deneyim sağlıyor. Nuri’nin gösterilerinde hazırladığı malzemenin yanında anlık tepkiye açık olması, doğaçlama eğitmenliği ile komedyenliği arasındaki en belirgin bağlantılardan biri.

Tek Kişilik Gösterilere Geçiş

İsmail Nuri’nin stand-up’a yönelmesi yeni bir sahne hayatına sıfırdan başlaması anlamına gelmedi. Kendi arşivindeki 2016 tarihli duyurular, o dönemde tek kişilik gösteriler yapmaya başladığını gösteriyor. Bu gösterilerde zengin insanlarla yaşadığı deneyimlerden Terlikçi Fevzi gibi gündelik hayattan karakterlere kadar farklı hikâyeler anlatıyordu.

Burada doğaçlama tiyatroyla stand-up arasındaki geçiş daha görünür hâle geldi. Doğaçlamada hikâye o anda ortaya çıkarken stand-up’ta önceden hazırlanmış malzeme bulunuyor; ancak Nuri’nin anlatımında sohbet havası ve anlık sapmalar tamamen ortadan kalkmadı. Yıllarca oynadığı doğaçlama oyunları, hazırlanmış hikâyeyi bile sahnede canlı tutmasını sağlayan temel alışkanlıklardan biri oldu.

Hayatın Yüzde Doksan Beşi

İsmail Nuri’nin daha geniş dijital bir izleyiciye ulaşmasını sağlayan en önemli çalışmalardan biri “Hayatın Yüzde Doksan Beşi” oldu. Yaklaşık 41 dakikalık gösteri 10 Mayıs 2025’te çevrimiçi olarak yayımlandı ve 2026’ya gelindiğinde 1 milyonun üzerinde izlenmeye ulaştı. Gösterinin bölümleri arasında erkeklerin ergenliği, çalışma düzeni, ekonomik sınıflar, oteller, zenginlik ve fakirlik gibi farklı gündelik hayat başlıkları bulunuyor.

Özellikle para ve sınıfsal farklar gösterinin önemli malzemelerinden birini oluşturuyor. Zenginlerle yenilen yemeklerden 30.000 dolarlık otel odasına, Zeytinburnu’ndaki tekstil deneyiminden “fakir kafası” olarak tanımladığı düşünme biçimine kadar farklı hikâyeler aynı anlatının içine giriyor. Böylece Nuri’nin geçmişte farklı karakterlere dayanan sahne mizahı, stand-up döneminde kendi yaşadıkları ve gözlemleri üzerinden ilerleyen daha kişisel bir komediye dönüşüyor.

Dijital Görünürlüğün Büyümesi

“Hayatın Yüzde Doksan Beşi”nin çevrimiçi yayımlanması, İsmail Nuri’nin uzun yıllardır süren sahne kariyerini yeni bir izleyici grubuna taşıdı. Gösterinin tamamının erişilebilir olması, onu doğaçlama tiyatro çevresinden tanımayan insanların da stand-up tarafıyla karşılaşmasını sağladı. 2026’da kendi hesabından yayımlanan gösteri tanıtımının da 1,5 milyonun üzerinde görüntülenmesi, dijital görünürlüğünün artık canlı sahneden bağımsız bir alana dönüştüğünü gösteriyor.

Bu durum kariyerindeki kuşaklar arası geçişi de ilginç hâle getiriyor. 2000’lerin ortasında doğaçlama tiyatro sahnesinde yetişen bir sanatçı, yirmi yıl sonra kısa videoların ve çevrimiçi stand-up gösterilerinin belirleyici olduğu yeni komedi düzeninin içinde üretmeye devam ediyor.

2026’da İsmail Nuri

2026’ya gelindiğinde İsmail Nuri hem doğaçlama hem de stand-up tarafını sürdürmeye devam ediyor. Yıl içinde İstanbul’da farklı sahnelerde yeni gösterisini oynarken Ankara, İzmir ve Bursa gibi şehirlerde de düzenli performanslar gerçekleştiriyor. Eylül ve ekim programında Kadıköy, Beyoğlu, Ankara, İzmir ve Bursa’da peş peşe gösterilerin bulunması, stand-up’ın artık kariyerindeki yan projelerden biri olmaktan çıkıp temel çalışma alanlarından birine dönüştüğünü gösteriyor.

Bunun yanında doğaçlamayı tamamen bırakmış değil. Güncel kayıtlarda tek kişilik “Doğaçlama Adam” gösterisinin yanı sıra seyircinin aktif katılımına dayanan yeni doğaçlama şovlarla da sahnede olduğu görülüyor. Böylece uzun yıllar boyunca geliştirdiği doğaçlama kimliği ile son dönemde büyüyen stand-up kariyeri paralel biçimde ilerlemeye devam ediyor.

Bugün İsmail Nuri’nin kariyerine bakıldığında yaklaşık yirmi yılı aşan oldukça geniş bir sahne deneyimi ortaya çıkıyor. Nazım Kültürevi Oyuncuları’yla başlayan tiyatro yolculuğu, YOTA’nın kuruluşuna, binlerce doğaçlama performansına, televizyon ve radyo çalışmalarına, uluslararası atölyelere ve sonunda “Hayatın Yüzde Doksan Beşi” gibi milyonun üzerinde izlenen bir stand-up gösterisine kadar uzanıyor.

Onu yalnızca son dönemde ortaya çıkmış bir stand-up komedyeni olarak görmek bu nedenle doğru değil. Bugünkü anlatımının arkasında yıllarca doğaçlama yapmanın, seyirciyi anlık olarak okumanın ve farklı karakterleri sahnede saniyeler içinde kurmanın getirdiği uzun bir deneyim bulunuyor. İsmail Nuri’nin kariyerindeki asıl değişim sahneyi bırakıp başka bir alana geçmesi değil; doğaçlama tiyatroda geliştirdiği anlatıcılığı zamanla stand-up’ın daha kişisel ve doğrudan diline uyarlaması oldu.