
Son Feci Bisiklet

Son Feci Bisiklet Konseri

Gripin- Son Feci Bisiklet – TNK
Son Feci Bisiklet, Türkiye alternatif rock sahnesinde özellikle 2010’lu yıllardan itibaren kendine has dili, şehirli melankolisi ve ironik anlatımıyla ayrı bir yer açan gruplardan biri. Onların şarkılarında ilk bakışta gündelik ve rahat görünen bir tavır vardır; fakat bu rahatlığın altında yalnızlık, sıkışmışlık, gençlik yorgunluğu, aşkın tuhaf hâlleri ve modern hayatın insana bıraktığı küçük çatlaklar duyulur. Son Feci Bisiklet’i özel kılan şey de tam burada başlar: ağır duyguları fazla büyütmeden, kimi zaman umursamaz gibi duran ama aslında derinden hisseden bir sesle anlatmaları.
2011 yılında Ankara’da Arda Kemirgent ve Can Sürmen tarafından kurulan Son Feci Bisiklet, kısa sürede bağımsız ve alternatif müzik dinleyicisinin dikkatini çeken gruplardan biri hâline geldi. Biletinial biyografi metninde de grup, Ankara’da kurulmuş bir Türk alternatif rock grubu olarak tanımlanır ve kısa zamanda kendine has performansıyla ilgi topladığı vurgulanır. Ankara çıkışlı olmaları, grubun müziğindeki şehir hissini anlamak açısından önemlidir. Son Feci Bisiklet’in şarkılarında İstanbul’un kalabalık parıltısından çok, Ankara’nın daha içe dönük, mesafeli ve bazen soğuk ama samimi atmosferi duyulur.
Grubun erken döneminde yayımlanan “Son Feci EP”, Son Feci Bisiklet’in müzikal karakterini net biçimde ortaya koyan ilk önemli işlerden biri oldu. “Uzaydan Geldiğine Göre Yorgun Olmalısın”, “Kaybol”, “Varoluşum Yokuşu”, “Gaffola”, “Tavuk Korkusu” ve “Küçük Saydam İnsanlar” gibi parçalar, grubun hem isim seçimlerinde hem söz dünyasında alışılmış kalıplardan uzak durduğunu gösterdi. Bu şarkılar, alternatif rock içinde yalnızca gitar merkezli bir sound arayışı değil, aynı zamanda kendine özgü bir mizah, yabancılaşma ve hikâye kurma biçimi taşıyordu.
“Uzaydan Geldiğine Göre Yorgun Olmalısın”, grubun dinleyici hafızasında özel bir yer edinen parçalarından biri olarak öne çıkar. Başlığından itibaren Son Feci Bisiklet’in dünyasını anlatır: biraz absürt, biraz romantik, biraz yorgun ve kesinlikle düz bir aşk şarkısı olmaktan uzak. Bu parçada da grubun birçok işinde olduğu gibi duygu doğrudan açıklanmaz; daha çok bir atmosferin içine yerleştirilir. Dinleyici, şarkının tam olarak ne anlattığını tek cümleyle özetlemek yerine, onun bıraktığı hisle bağ kurar.
2015 tarihli “Vesaire”, Son Feci Bisiklet’in geniş kitlelerle daha güçlü bağ kurduğu albümlerden biri oldu. Deezer diskografisinde “Bu Kız”, “Ütopya”, “Gece”, “İ.K.O.”, “Pazar Ve Ertesi”, “Modern Zamanlar” ve “Viva La Vadi” gibi parçaların bu albüm altında listelendiği görülür. “Bu Kız” ve “Pazar Ve Ertesi” gibi şarkılar, grubun hem melodik gücünü hem de gündelik duyguları farklı bir dille anlatma becerisini gösterir. Özellikle “Pazar Ve Ertesi”, hafta sonu rehavetiyle yeni haftanın sıkışmışlığı arasında kalan modern insan hâlini başarılı biçimde yakalar.
Son Feci Bisiklet’in sözlerinde sıradan hayat detayları sık sık beklenmedik anlamlar kazanır. Bir pazar günü, bir gece yürüyüşü, kalabalık bir ortamda hissedilen yabancılık ya da ilişki içinde söylenemeyen küçük cümleler, grubun dünyasında şarkının ana duygusuna dönüşebilir. Bu nedenle Son Feci Bisiklet parçaları çoğu zaman büyük olaylar anlatmaz; daha çok insanın kendi içinde büyüttüğü küçük anları yakalar. Bu küçük anların doğru tonda yazılması, dinleyicinin şarkılara kolayca kişisel anlamlar yüklemesini sağlar.
2017’de yayımlanan “Kötü Şeyler”, grubun daha karanlık, daha sert ve daha olgun bir duygu alanına geçtiği albümlerden biri olarak değerlendirilebilir. “Düşman”, “Galiba Sevmiyorlar”, “İt Gibi”, “Çok”, “Çukurcuma”, “Müptezel”, “Şu An”, “Dışarda” ve albümle aynı adı taşıyan “Kötü Şeyler”, Son Feci Bisiklet’in şehirli huzursuzluğunu daha belirgin hâle getirir. Bu albümde aşkın yanında öfke, yorgunluk, aidiyetsizlik ve kendiyle uğraşma hâli daha baskındır. Grup, melodik yapısını korurken sözlerdeki iç gerilimi artırır.
“Galiba Sevmiyorlar”, Son Feci Bisiklet’in dinleyiciyle kurduğu ironik ve kırılgan ilişkinin iyi örneklerinden biridir. Şarkının başlığında bile hem alaycı hem de incinmiş bir ton vardır. Bu ikili duygu, grubun genel tavrını özetler: çok ciddi görünmekten kaçınırken aslında oldukça sahici bir yerden konuşmak. Son Feci Bisiklet şarkılarında mizah, duygunun üzerini örten bir perde değil; tam tersine, kırılganlığı daha gerçek kılan bir araçtır. Çünkü günlük hayatta da çoğu zaman en ağır cümleler bir şakayla hafifletilerek söylenir.
2020 tarihli “Sistemik” albümü, grubun sound açısından daha derli toplu, karanlık ve yer yer deneysel bir çizgiye yöneldiği işlerden biri oldu. “İstasyon”, “6patlar”, “Manidar”, “80”, “Uyku”, “Torna” ve “Beteri Var” gibi parçalar, Son Feci Bisiklet’in yalnızca erken dönem enerjisine yaslanmadığını, kendi müzikal evrenini geliştirmeye devam ettiğini gösterir. Bu albümde sözlerin karamsar tarafı daha belirgin, düzenlemelerin atmosferi daha yoğun, genel duygu ise daha sıkışık ve modern bir hâl alır.
Son Feci Bisiklet’in müziğinde gitarlar, bas yürüyüşleri ve davul enerjisi kadar vokalin gündelik konuşmaya yakın tavrı da belirleyicidir. Arda Kemirgent’in vokali klasik anlamda gösterişli bir rock vokali olmaktan çok, şarkıların söz dünyasına uygun bir anlatıcı sesi gibi çalışır. Bu ses, kimi zaman yorgun, kimi zaman alaycı, kimi zaman da içten içe öfkeli duyulur. Grubun şarkılarının bu kadar kişisel algılanmasında bu vokal tavrının payı büyüktür; dinleyici, karşısında sahneyle arasına kalın bir duvar ören bir grup değil, kendi iç sesine yakın bir anlatıcı bulur.
Son Feci Bisiklet’in sahne performansları da grubun kültleşen taraflarından biridir. Konserlerinde şarkılar yalnızca çalınmaz; kalabalıkla birlikte yeniden kurulur. “Bu Kız”, “Pazar Ve Ertesi”, “Uzaydan Geldiğine Göre Yorgun Olmalısın”, “Galiba Sevmiyorlar”, “Zaman Yok” ya da “Manidar” gibi parçalar başladığında, dinleyici çoğu zaman nakaratları grubun önüne geçecek kadar güçlü söyler. Bu ortak söyleme hâli, Son Feci Bisiklet’in alternatif müzik sahnesinde neden sadık bir kitle oluşturduğunu açıkça gösterir. Apple Music de grubun öne çıkan parçaları arasında “Bikinisinde Astronomi” ve “Pazar Ve Ertesi” gibi şarkıları listeler.
Grubun kariyerinde son dönem özel bir başlık açar. 2025’te dağılma haberleri gündeme gelse de, güncel Bubilet sayfasında “Yavru Ejdera” albümüyle geri dönüşten ve 8 yeni parçayla sahneye dönüşten söz edilir. Deezer diskografisinde de “Yavru Ejdera” albümü 2026 tarihli olarak; “Yavru Ejdera”, “Valla Valhalla”, “Denize Düştüğünde / Yılanın Burada”, “Kuzey Kore”, “Prenses Yanlış Anlaşılan”, “Şövalye” ve “Yel Efendi” gibi parçalarla listelenir. Bu yeni dönem, grubun hikâyesinin yalnızca geçmişte kalmadığını, farklı biçimlerde devam edebileceğini gösterir.
Bugün Son Feci Bisiklet, Türkiye alternatif rock sahnesinde hem 2010’ların gençlik hafızasına yerleşmiş şarkıları hem de güncel dönüşüyle önemli bir yerde duruyor. Onların müziğinde aşk hiçbir zaman yalnızca romantik bir mesele değildir; bazen varoluşsal bir yokuş, bazen pazar ertesi sıkıntısı, bazen kötü şeylerin ortasında kalmış bir iç ses, bazen de kalabalık bir konserde birlikte söylenen garip ama tanıdık bir cümledir. Son Feci Bisiklet’i dinlemek, şehir hayatının dağınık duygularını biraz mizahla, biraz karanlıkla, biraz da inatçı bir samimiyetle duymak anlamına gelir. Bazı gruplar yalnızca şarkı yapar; Son Feci Bisiklet ise dinleyicinin kendi tuhaflığını rahatça yerleştirebildiği bir dünya kurar.
